bu maçla falan alakası yok yani onun için, İbrahim Akın’ı ben istiyorum çünkü yani

9 Aralık 2011 Cuma

SORUŞTURMADA TESPİT EDİLEN DİĞER ŞİKE / TEŞVİK FAALİYETLERİ


1- 11.05.2011 GÜNÜ KAYSERİ’DE BEŞİKTAŞ - İ.B.B SPOR TAKIMLARI ARASINDA OYNANAN 49.ZİRAAT TÜRKİYE KUPASI FİNAL MAÇINDA ŞİKE YAPILMASI (Kl:42)

EYLEMİN GELİŞİMİ:


Spor kulüpleri açısından, kendi ülkelerinde şampiyon olmalarının yanı sıra gerek maddi gelir, gerekse prestij yönünden Avrupa liglerine katılmalarının da önem arzettiği, 2011-2012 sezonunda Şampiyonlar Ligi'nde 2, UEFA Ligi'nde 3 olmak üzere, Avrupa Kupalarında ülkemizi toplam 5 takımın temsil edeceği, UEFA Ligi'ne Ziraat Türkiye Kupasını kazanan ve ligi 3. ve 4. sırada bitiren takımların katılacağı, Süper Lig'in 2010-2011 sezonuna bakıldığında; ligin 34 haftalık maratondan oluştuğu, 32. hafta karşılaşmaları sonunda Fenerbahçe'nin 76 puanla lig birincisi olduğu, Beşiktaş ve Kayserispor'un 50 puanda olduğu, Beşiktaş'ın averaj üstünlüğü ile ligin 5. sırasında yer aldığı, oluşan bu tabloya göre, ligin son 2 hafta maçlarında Beşiktaş'ın puan kaybetmesi halinde Avrupa Kupalarına katılamama durumunun ortaya çıktığı, bu sebeple Ziraat Türkiye Kupası'nı alarak UEFA Ligi'ne gitmeyi garantilemek istediği,

11.05.2011 günü Kayseri’de Beşiktaş-İBB futbol takımları arasında 49. Ziraat Türkiye Kupası final karşılaşmasının oynanacağı, karşılaşmadan önce mayıs ayının başlarında, Beşiktaş Asbaşkanı Serdal Adalı'nın yönlendirmesiyle Beşiktaş Teknik Direktörü Tayfur Havutçu'nun, menajer Yusuf Turanlı ile irtibata geçtiği ve İBB futbolcuları İbrahim Akın ve İskender Alın'a Beşiktaş yönetiminin transfer teklifini iletmesini istediği, bunun üzerine Yusuf Turanlı'nın İbrahim Akın'ı ve İskender Alın'ı arayarak Beşiktaş'ın transfer teklifini ilettiği, her iki futbolcunun da bu teklifi kabul ettiği ve transfer ile ilgili şartları takip etmesi için Yusuf Turanlı'ya yetki verdikleri, bu aşamadan sonra Beşiktaş Stad Sorumlusu Ahmet Ateş'in Yusuf Turanlı’yla irtibat kurduğu ve transfer görüşmesi için Beşiktaş yetkilileri ile görüşmesi amacıyla Yusuf Turanlı'yı Bursa’ya çağırdığı, Yusuf Turanlı'nın bu görüşmeden sonra İbrahim Akın'ı ve İskender Alın'ı arayarak çok önemli olduğunu söyleyip her iki futbolcu ile buluştuğu,

Şahısların bu görüşmelerinden yaklaşık 2 gün sonra, Yusuf Turanlı'nın Tayfur Havutçu'yu arayarak Serdal Adalı ile görüştürmesini istediği, bunun üzerine Ahmet Ateş'in Yusuf Turanlı'yı arayarak Serdal Adalı'nın şirketine gelmesini istediği, ancak bu buluşma kupa maçından önce olduğu için Beşiktaş yetkililerinin Yusuf Turanlı’yla bir arada görünmek istemedikleri ve transfer teklifinin kamuoyunda duyulmasından çekindikleri, bu sebeple Ahmet Ateş'in Yusuf Turanlı'yı görüşmeye çağırırken "Yakınlaşınca ararsın beni ama 2’de burada olursan birde yalnız geleceksin abi,...yani güvenli, kimsenin görmeyeceği bir yerde görüşelim diyorlar" şeklinde uyararak dikkatli olmasını istediği,

Yusuf Turanlı'nın aynı gün akşam saatlerinde Serdal Adalı'nın şirketine gittiği ve burada futbolcuların şike yapmaları karşılığında transfer edilmeleri konusunda anlaştıkları, bu buluşmanın hemen ardından Yusuf Turanlı'nın her iki futbolcuyu arayarak transfer konusunda anlaştıklarını söylediği ve 2.000.000 euro transfer ücreti teklif ettiklerini ilettiği ayrıca telefon görüşmelerine göre Serdal Adalı'nın kendisine ait yaklaşık 200.000 TL değerindeki Soder One adlı bir yarış atını da İbrahim Akın'a hediye edeceğini söylediği ve her iki futbolcudan da söz konusu transfer karşılığında karşılaşmanın Beşiktaş'ın lehine bitmesi için kupa maçında iyi oynamamalarını istediği, bu durumun iletişim tespit tutanaklarına, "İnönü’deki maçı nasıl izlemişsin aynı öyle bir maç izleyeceksin, puroyu yak karışma gerisine,..şey Yusuf abi kupayı alırsak ne olacak,..seninle bir alakası olmasın önemi yok yani anladın mı... ulan pas o hep o şey yapacağız o zaman pas mas yapacağız" şeklinde sözlerle yansıdığı, ancak daha sonra İbrahim Akın'ın kulüp başkanı ile görüştüğünü, başkanın bu maç için prim teklif ettiğini ayrıca kendisine futbol hayatını bitiririm dediğini, bu sebeple söz konusu anlaşmadan haberi olduğunu düşündüğünü, bu sebeple karşılaşmada iyi oynayacağını Yusuf Turanlı'ya ilettiği, tüm bu süreç içerisinde Yusuf Turanlı'nın Tayfur Havutçu'yu arayarak gelişmelerden bilgi aktardığı,

11.05.2011 günü kupa finalinin oynandığı, İbrahim Akın ve İskender Alın'ın karşılaşmada oynadıkları, normal süresi (2-2) beraberlikle sonuçlanan karşılaşmayı penaltı atışları sonunda Beşiktaş futbol takımının 6-5 kazandığı, İbrahim Akın'ın karşılaşmada 1 gol attığı, karşılaşmadan sonra İbrahim Akın'ın yaptığı bir görüşmede; "Beşiktaş ile anlaştım ben 3 gün önce ya, onu şey yaptım işte sonra tabi gol atınca biraz karıştı", İskender Alın'ın ise "İmzayı attıktan sonra diyecem ki kupa maçında bilerek oynamadım oyundan çıktım" şeklinde sarfettikleri sözlerden karşılaşma öncesi Beşiktaş’a transfer vaadi karşılığında şike yaptıklarını açıkça ortaya koydukları görülmüştür.

İstanbul Büyükşehir Belediye Spor Kulübü ile yapılan yazışmada; 2010-2011 futbol sezonu içerisinde İbrahim Akım ve İskender Alın isimli futbolcuların Beşiktaş Spor Kulübüne transferine yönelik medyada sıkça haberlerin yer aldığı, Beşiktaş Spor Kulübü yetkililerinden Serdar Adalı‘nın 2011 yılı Mayıs ayı sonunda kulübün dönem başkanı ile transfer konusunda görüşmeler yaptığı, ancak adı geçen futbolcularla görüşme yapmak için Beşiktaş SK tarafından kulüpten yazılı izin talep edilmediği ve kulüp tarafından Beşiktaş SK bu şekilde yazılı izin verilmediği bildirilmiştir (Kl:65, Dizi:336).

EYLEME İLİŞKİN İLETİŞİM TESPİT TUTANAKLARI


04.05.2011 günü saat:14.20’de Yusuf Turanlı'yı, Tayfur Havutçu'nun aradığı görüşme;

Yusuf: "Daha aramadılar bizi şey", Tayfur: "Şimdi burdaydılar çıktılar 5 dakika önce, bunun bi yerden uzaktan akrabası çıkmış herhalde Kemal, babasına bir şey göndermişler herhalde, sen nasıl istiyorsan biz şimdi bak bu yani bu Akın ile İskender’i, ben söyledim şimdi, onu kesinlikle şey yapmak istiyorlar ikisini", Yusuf: "Almak istiyorlar", Tayfur: "Kesin yani hani, şimdi bu maçla falan alakası yok yani onun için, İbrahim Akın’ı ben istiyorum çünkü yani", Yusuf: "İbrahim Akın ile İskender’in benim olduğunu bütün Türkiye biliyor, çocuklar hemen gelmek istiyor hocam hiçbir sıkıntı yok yani, İskender şuan senin yanında yani o derece”, (tape:3372)


04.05.2011 günü saat:14.26’da İskender Alın'ı, Yusuf Turanlı'nın aradığı görüşme:

Yusuf "Hoca aradı beni, Tayfur, ismini de, saat önce yönetime söylemiş bu adamı kesinlikle istiyorum diye, çocuklarla konuş dedi fikirleri ne dedi ben yalandan arıyorum seni tamam mı, sakın dedi bu maçla alakalı falan değil sakın dedi kimsenin aklına öyle bir şey gelmesin dedi", İskender: "Şartları uygun olursa gideriz", Yusuf: "Aynen öyle şimdi benim telefonumu verecek akşam çünkü bu konularla ilgili, ona göre şey yapacağız yani tamammı" (tape:3117),


04.05.2011 günü saat:14.28’de İbrahim Akın’ı, Yusuf Turanlı’nın aradığı görüşme:

Yusuf: “Hoca aradı beni Tayfur hoca, yönetimle konuşmuş, seninle İskender’in ismini vermiş, kesinlikle istiyorum diye tamam mı, yönetimde sen istiyorsan alacağız o zaman demiş yanlız dedi sakın dedi ben dedi bu maçla alakalı falan filan dedi aramıyorum benim dedi tarzımı biliyorsun biz seninle bu konuyu daha önceden konuşmuştuk dedi yani anladın mı sakın dedi öyle birşey aklınıza gelmesin dedi, ne düşünürler dedi gelmekle ilgili bende sana bi sorayım dedim yani herhalde şartlar oluşursa her türlü geliriz yani doğru mu”, İbrahim: “Sen biliyorsun Beşiktaş’a yani yarım kalan birşeyim var dedim ya sana”, Yusuf: “Okey söylüyorum ben o zaman”, (tape:3527)


04.05.2011 günü saat:15.59’da İbrahim Akın’ın, Ö.’i aradığı görüşme:

İbrahim: “Beşiktaş’a döneceğiz galiba geri, istiyorlar bugün haber geldi”, Ö.: “Dön artık yuvaya Beşiktaş”, İbrahim: “Bine final maçı varya şimdi”, Ö.: “Bir çakarsan gol, iyi motive olursan iyi konsantre olursan valla”, İbrahim: “Bir de tam tersi şimdi işte o var karışacak ortalık”, (tape:3528)


06.05.2011 günü saat:20.18’de Yusuf Turanlı'nın, İbrahim Akın'a gönderdiği mesajda;

"Tek gelkı baska bıseyde konusmam lazım senle" yazdığı, (tape:3385)


06.05.2011 günü saat:20.20’de Yusuf Turanlı'yı, Ahmet Ateş'in aradığı görüşme: (tape:3386)

Ahmet: "Ahmet ben Beşiktaş kulübünden, Bursa’dayız İbo aradımı seni abi", Yusuf: "Söyledi bana arayacak seni diye", Ahmet: "Yarın işin yoksa bir Bursa tarafına gelmen mümkün mü, yakınlaşınca ararsın beni ama 2’de burada olursan birde yalnız geleceksin abi", Yusuf: "Tamam tamam okey".


06.05.2011 günü saat:20.23’de Yusuf Turanlı'ya, İbrahim Akın'ın gönderdiği mesajda;

"10 gibi transfermi" yazdığı, (tape:3387)


06.05.2011 günü saat:20.24’de Yusuf Turanlı'nın, İbrahim Akın'a gönderdiği mesajda;

"Evet onemlı dıorum valla:)" yazdığı, (tape:3388)


06.05.2011 günü saat:20.27’de Yusuf Turanlı'nın, İbrahim Akın'a gönderdiği mesajda;

"Tamam olsun onla gel bıgcefe gecerız beraber 2 dakka konusuruz" yazdığı,(tape:3389)


06.05.2011 günü saat:20.28’de Y.Turanlı'nın, İ.Akın'a gönderdiği mesajda (tape:3390);

"Ok beklıom cok onemlı cunku:)" yazdığı,


06.05.2011 günü saat:21.05’de Yusuf Turanlı'nın, İskender Alın'ı aradığı görüşme (tape:3391):

Yusuf: "Ben yarın Bursa’ya gidiyorum, beni çağırdılar, Beşiktaş maçları orada ya yarın, 2’de otele çağırdılar beni", İskender:"Haydi hayırlısı abi ya inşallah iyi", Yusuf:"Yetkilerin bende doğrumudur", İskender: "Doğrudur her zaman her yerde", Yusuf: "Yarın oradayım 2’de görüşmeye gidiyorum".


07.05.2011 günü saat:23.47’de İbrahim Akın’ın, Yusuf Turanlı'yı aradığı görüşme:

İbrahim: "Bi at ismi ögrendim de, Adalı’nın üstüneymiş bir at ismi", Yusuf: "Ya tahmini kaç para ederki o at", İbrahim: " 200 milyardan aşağı etmez abi, ne dedi ki", Yusuf: "Birşey demedi yarın bir çay kahve içeriz ya ben söylerim ya", İbrahim: "Şeyle ilgili bir problem yok ama demi o çarşamba ile ilgili, hani birşey söylemiyorlar demi", Yusuf: "Ya diyorki şu bi gidelim Avrupa’ya diyor beraber gidelim diyor", İbrahim: "Ama işte yani düşünsene Apo’ya o kadar emek vermiş demi", Yusuf: "Apo mutlu be abicim finalde o yarı finale çıktığına mutlu ya, o kendi söyledi zaten”, (tape:3536)


08.05.2011 günü saat:13.27’de Yusuf Turanlı'yı, İskender Alın'ın aradığı görüşme:

Yusuf: "İstinyeparktayım, Eren gelecek gel, senin menajerin neredeyse senin oradasın, boşver gel atla gel burada", İskender: "Tamam o zaman”, (tape:3393)


09.05.2011 günü saat:12.46’da İbrahim Akın’ın , Yusuf Turanlı'yı aradığı görüşme:

Yusuf: "Şey akşam üzeri buluşacam şeylerle tamam mı, Soder One, işte yani o bize lazım doğru mu", İbrahim: "Tamam,evet", Yusuf: "Tamam haber verecem sana”, (tape:3538)


09.05.2011 günü saat:13.05’de Yusuf Turanlı'yı, Tayfur Havutçu'nun aradığı görüşme:

Yusuf: "Belediye aradım bugün şimdi havalimanındalarmış erken gidiyorlar, sen şu Ahmet’e bir söylesen de hocam şu şeyle bir bugün buluştursa beni ya birşey konuşmam lazım, şeyle Adalı’yla falan yani", Tayfur: "Tamam tamam”, (tape:3398)


09.05.2011 günü saat:15.40’da Yusuf Turanlı'nın, Ahmet Ateş'in aradığı görüşme:

Ahmet: "Abi neredesiniz siz", Yusuf: "Birinci Boğaz Köprüsüne doğru yaklaşıyorum", Ahmet: "Peki ne taraf uygun", Yusuf: "Bana her yer uygun ya", Ahmet. "Onlar şuan gazetede Milliyet gazetesindeler, yani güvenli kimsenin görmeyeceği bir yerde görüşelim diyorlar", Yusuf: "Kimse yok yani he ben tekim zaten", Ahmet: "Tamam dur bir arayayım", (tape:3401)


09.05.2011 günü saat:15.42’de Yusuf Turanlı’ya Ahmet Ateş’in gönderdiği mesajda (tape:3864);

“Abı bana onlar atcı gelıcek dedılerde ıst donunce gorusecegız dıye yanlıslık yok dımı” yazdığı,


09.05.2011 günü saat:15.47’de Yusuf Turanlı'nın, Serdar Adalı'yı aradığı görüşme:

Serdar: "Kaçta o arkadaşın uçağı ya", Yusuf: "Gittiler başkanım, ama bilgi bende yani bir görüşürsem", Serdar: "E nereye geçelim", Yusuf: "Ben Etiler tarafındayım istediğiniz yere gelirim", Serdar: "Buradan çıkayım seni arayayım", (tape:3402)


09.05.2011 günü saat:15.49’da İbrahim Akın’a, Yusuf Turanlı'nın gönderdiği mesajda;

"soder one olayına ok dımı.ok olursa sorun yok yane:)" yazdığı, (tape:3539)


09.05.2011 günü saat:15.52’de İbrahim Akın’a, Yusuf Turanlı'nın gönderdiği mesajda;

"sıkmıcan ıste ya relax:) zaten adamlar kesın alcaz dıolar:)" yazdığı, (tape:3540)


09.05.2011 günü saat:15.57’de İbrahim Akın’a, Yusuf Turanlı'nın gönderdiği mesajda;

"fınal bıle buyuk olay zaten:) gerek yok bence rahat olman lazım:)" yazdığı, (tape:3541)




09.05.2011 günü saat:15.58’de Yusuf Turanlı'nın, İbrahim Akın'a gönderdiği mesajda;

"ben bırazdan bulusucam onlarla cunku:) ya yenı klubumuz kırmayalım onlarıda cunku gelecegımız:) hahahahaha" yazdığı, (tape:3404)


09.05.2011 günü saat:16.05’de İbrahim Akın’a, Yusuf Turanlı'nın gönderdiği mesajda;

" bıze Adalı lazım gerısı yalan:) " yazdığı, (tape:3542)


09.05.2011 günü saat:16.10’da Yusuf Turanlı'nın, İskender Alın'a gönderdiği mesajda;

"ok dımı relax ve rahatsın macta:) gerek yok yenı yer onemlı bızım ıcın oralar gerıde kaldı:)" yazdığı, (tape:3405)


09.05.2011 günü saat:16.14’de Yusuf Turanlı'nın, İskender Alın'a gönderdiği mesajda;

"oyle bisey yok:))garanti yaparim ben isimi:))" yazdığı, (tape:3406)


09.05.2011 günü saat:16.18’de Yusuf Turanlı'nın, İskender Alın'a gönderdiği mesajda;

"yaaaa yapma yaaa:) :) ya adamlar gelcek sımdı yanıma konusmaya ben rahat olun dıcem:) ya garantı dıolar yaa yenı takım hocamız kırmayalım" yazdığı, (tape:3407)


09.05.2011 günü saat:16.20’de Yusuf Turanlı'ya, İskender Alın'ın gönderdiği mesajda;

"abi hocanin kalcagi ne malum kesin bisey yok ki garantide diil sadece bi laf var ortada soz var okdr persembe gunu vazgectik almioruzda diebilirler:)))" yazdığı, (tape:3408)


09.05.2011 günü saat:16.21’de Yusuf Turanlı'nın, İskender Alın'a gönderdiği mesajda;

"hayır ya hoca kesın kesın kalıo sıkıntı yok:) adamlar yemın edıo aldık dıe ya garantı hıc sıkıntı yok yane:) bana guvensene ya sen:)" yazdığı, (tape:3409)


09.05.2011 günü saat:16.30’de Yusuf Turanlı'ya, İskender Alın'ın gönderdiği mesajda;

"sana guvenirim abi herzamn ama ben rahat diilim solim sen raht konus abi yaa sakatligi var oynamayabilir desene:)) arif ole dedi ztn:)" yazdığı, (tape:3410)


09.05.2011 günü saat:16.35’de Yusuf Turanlı'nın, İskender Alın'a gönderdiği mesajda;

":) tamam ben rahat konusuorum sakatlıgı var dıom eger oynarsada rahat olun dıom ok mı:)" yazdığı, (tape:3411)


09.05.2011 günü saat:16.43’de Yusuf Turanlı'ya, İskender Alın'ın gönderdiği mesajda;

"ikinci rahatta bi sikinti olabilir:)beni biliosn abi kolay kolay guvenmembi golden bisey olmaz yaaa:))))" yazdığı, (tape:3412)


09.05.2011 günü saat:16.47’de Yusuf Turanlı'nın, İskender Alın'a gönderdiği mesajda;

"tamam ok ole solıyım golu atar dıyım:) :) sorcaklar cunku bana sımdı:) :)" yazdığı, (tape:3413)


09.05.2011 günü saat:16.51’de Yusuf Turanlı'ya, İskender Alın'ın gönderdiği mesajda;

"yaniiii:))para lazim mecbur atcam:))" yazdığı, (tape:3414)


09.05.2011 günü saat:16.51’de Yusuf Turanlı'nın, İskender Alın'a gönderdiği mesajda;

"nekadar lazım sole:)" yazdığı, (tape:3415)


09.05.2011 günü saat:17.08’de Yusuf Turanlı'ya, Ahmet Ateş'in gönderdiği mesajda;

"abı ofıste beklıyolaar senı" yazdığı, (tape:3416)


09.05.2011 günü saat:17.09’da Yusuf Turanlı'nın, Ahmet Ateş'e gönderdiği mesajda;

"okk" yazdığı, (tape:3417)

09.05.2011 günü saat:17.25’de Yusuf Turanlı'yı, Ahmet Ateş'in aradığı görüşme:

Yusuf: "Şişli şeyinin karşısında kalıyor o zaman değil mi, oraya Kuveyt Türk var", Ahmet. "Oraya gelme oradan sağdan gir abi aradan hemen, o bak o galerilere gelmeden ilk sağdan gir abi, dümdüz aşağı doğru gidiyorsun hiç bir yere sapmadan ikinci sağdan Adalı holding diye yazıyor", Yusuf: "Tamam oldu abi”, (tape:3418)


09.05.2011 günü saat:19.22’de Yusuf Turanlı'nın, Tayfur Havutçu'yu aradığı görüşme(tape:3419):

Yusuf: "Bende şeylerle biraz kahve çay içtik, yine görüştüm he, tamamdır yani, herşey yolunda rahat ol", Tayfur: "Hayırlısı kardeş", Yusuf: "Çarşamba sababı ben arabayla gideceğim hocam, kalabalık gideceğiz”,


09.05.2011 günü saat:20.27’de Yusuf Turanlı'nın, İskender Alın'ı aradığı görüşme(tape:3420):

Yusuf: "Şişko…anlaştım…totel 1 buçuk trilyon tamam mı, tamam yani bitti yani", İskender: "Tamam tamam İbo, İbo’da tamam dedi benimki", Yusuf: "Holosko’yu oynatmıyorlarmış", İskender: "Evet ben oynuyorum, senin için son bir resital yapacağım", Yusuf: "Ya senin kalıbını...ben ya (gülerek)" İskender: "Herşey senin senin için Yusuf abi (gülerek)", Yusuf: "Aynen aynen dikkatli ol ama", İskender: "Sakatlanmam merak etme abi, ne zaman şey yapacaklarmış", Yusuf: "Önümüzdeki çarşamba perşembe hemen şey yapacaklar isteyecekler”,


09.05.2011 günü saat:20.39’da Yusuf Turanlı'yı, İbrahim Akın'ın aradığı görüşme:

Yusuf: "Senin şeylere bakıyor atlara, ya diyor bu niye arap atı almış kardeşim diyor, iyi güzel yani herşey yolunda güzel", İbrahim: "Benim atı söyledin mi sen", Yusuf: "Söyledim, okey,Orhan kendini ismini vermiş, Sedo", İbrahim: "Sedo One ne ki", Yusuf: "Öyle gülüyor vay kurnaz diyor vay, benim diyor en iyi en iyilerinden biri o diyor, feda olsun diyor", İbrahim: "Nasıl alacaklar ki Yusuf abi beni bizim hoca şey oldu galiba biraz çaktı, sorup duruyor bugün neşelisin deyip duruyor bana", Yusuf: "Önümüzdeki hafta arayıp söyleyecekler", İbrahim: "Şey Yusuf abi Kupayı alırsak ne olacak", Yusuf: "Seninle bir alakası olmasın önemi yok yani anladın mı", İbrahim: "Ulan pas o hep o şey yapacağız o zaman pas mas yapacağız", Yusuf: "Yani artık sen bilirsin işini ya, sen ayarlarsın bunu akıllı şekilde, hareket edersin ya" (tape:3421)


09.05.2011 günü saat:16.57’de İbrahim Akın’ın, Yusuf Turanlı'ya gönderdiği mesajda;

"abi dusundum :) sen mactan sonra konus onlarla" yazdığı, (tape:3543)


09.05.2011 günü saat:17.14’de İbrahim Akın’ın, Yusuf Turanlı'yı aradığı görüşme:

Yusuf: "Abim Kıbrıs’taki senedi aldı yırttı", İbrahim: "Sezon sonu ben şu maç bitsin ondan sonra tamam ya", Yusuf: "Ha biz bittik zaten ya sen neyi biz anlaştık bitti yani sen rahat ol yani", İbrahim: "Bu maçtan sonra abi hiç işimiz olmaz ya", Yusuf: "O kulübe adam verirsem de ...ya sende biliyorsun beni valla biraz açık kapı bırakayım ya", İbrahim: "Biraz bırakta yani maçla ilgili birşey söyleme abi yani istiyor ama bu maç için yani çok sıktılar de yani sadece bunu bekliyorlardı de kusura bakmasınlar de", Yusuf: "Hafiften morelleri bozulmasın ya", İbrahim: "O zaman çok az bırak abi çünkü yani kupayı alacaz yani öyle gözüküyor", Yusuf: "Baktın iş terse döndü sensiz sende ona göre hareket onu söylemek istiyorum, akıllı olalım diye söylüyorum", İbrahim: "Anladım, anladın tamam", Yusuf: "Söyleyim mi Sodeone iyiymiş diye anlar o", İbrahim: "Bir tane atın iyiymiş de ismini verme ama", Yusuf: "O da o diyecek bana hemen zaten onundur diyecek", İbrahim: "Ben sana diyorumki bu kupayı al bak neler oluyor seyret", Yusuf: "Ya almayalım öbür türlü daha güzel ya boşver", İbrahim: "O gün için birşey söyleyemecem Yusuf abi sana, yani atmosfer önemli biyormusun o an ne olacağını biliyormusun", Yusuf: "Biraz rahatlat bi hafif, kimi oynatıyor İbo senden başka Tom", İbrahim: "Tom,Holosko,ya aynı ya kadro", Yusuf: "Tam bomba o zaman”, (tape:3544)


09.05.2011 günü saat:17.19’da İbrahim Akın’ın, Fahri Tatan'ı aradığı görüşme:

İbrahim: "Beşiktaş da istiyor beni, dünya para istedim, Yusuf abi menajerim ya benim, şimdi görüşmede şuan", Fahri: "Senin bonservisin senin sözleşmen devam ediyor", İbrahim: "Serdar Adalı bana at verdi biliyormusun bir tane, işte Beşiktaş’a gideyim diye, alacağım işte atların hangisinin iyi olduğunu öğrendim Sodeone diye bir tane atı varmış çok iyi, onu alacağım ondan, maç bitince anlaşıyoruz", Fahri: "Dönüyorsun Beşiktaş’a”, (tape:3545)


09.05.2011 günü saat:18.05’de İbrahim Akın’a, Yusuf Turanlı'nın gönderdiği mesajda;

"2 mılyon euro vercekler.1 mılyon euro garantı mac bası felan 2 mıluon euro olcak herturlu verıcem dıo:)"yazdığı, (tape:3546)


09.05.2011 günü saat:18.12’de İbrahim Akın’a, Y. Turanlı'nın gönderdiği mesajda (tape:3547):

"kesınlıkle evet dıorum hayırlı olsun dıolar:)hersey super.Adalı benım oglum dıo:)" yazdığı,


09.05.2011 günü saat:18.21’de İbrahim Akın’ın, Yusuf Turanlı'ya gönderdiği mesajda;

" am abi slm sole :)" yazdığı, (tape:3548)


10.05.2011 günü saat:13.01’de Yusuf Turanlı'yı, İskender Alın'ın aradığı görüşme(tape:3549):

Yusuf: "Hayırlı olsun dedik hayırlı olsun", İskender: "Sağ ol abi teşekkür ederim", Yusuf: "Bak daha arama beni niye arıyorsun maçtan önce benim moralimi şey yapıyorsun", İskender: "İnönü’deki maçı nasıl izlemişsin aynı öyle bir maç izleyeceksin, puroyu yak karışma gerisine", Yusuf: " (gülüyor) Biz beraber yakarız puroyu rahat ol sen, şeyde kimi oynatıyor stoperler", İskender: "Metin ile Can oynar ya" Yusuf: "Kaleye yine Hasagic’i aldı", İskender: "Tabiki de", Yusuf: "Konuştum, ben", İskender: "Tamam abi hiç merak etme,izleteceğim sana”,


11.05.2011 günü saat:00.21’de İbrahim Akın’ın, Y. Turanlı'yı aradığı görüşme(tape:3549);

İbrahim: "Abi bende şimdi Başkanın yanından çıktım ya, maçı alırsam diyor, pirim vereceğim sana diyor Yusuf abi oynayacağım yani söyleyeyim sana da onu söyleyeyim dedim ya, abi aramızdan kalsın", Yusuf: "Daha bu saatten sonra bir şey söyleyememki zaten ya, yani tamam dedik ya ondan sonra rezil oluruz adamlara", İbrahim: "Burada sonuçta kupa finalıne çıkıyoruz yani değil mi, hiçbir garantisi yok elimizde onların", Yusuf: "Hayır biliyorum ben oradaydım ya öyle konuşunca tamam dedim onlarda rahatladı tamam dediler yani", İbrahim: "Ama işte maç var abi nasıl olacak", Yusuf: "Zaten onun için konuştuk ya onu", İbrahim: "Bundan önce niye bitirmiyorlar değil mi, peki Yusuf abi biz yenersek ne olacak…dağıtacak ortalık değil mi, bizden değil de yani Beşiktaş tarafından düşününce, kıyamet kopar yani, ben bir şeyler yani oynarım baktım çok şey yani böyle baktım çok large oluyor tamam deriz yani ama öbür türlü olursa abi valla hani ters bitebilir Yusuf abi, yenersek almayacaklar mı", Yusuf: "Öyle birşey yok keşke dedi oynamasa ikisi de dedi,...yani diyeceğimiz şey şu, çıkacak oynayacak her türlü ya bunu diyebiliriz başka bir şey bulamayız yani o gün söylemiş olsaydık bu söylediğini doğruydu", İbrahim: "Ama şimdi çağırdı abi ne yapayım", Yusuf: "Ya tehdit edecek bir şey yokki neyi tehdit edecek", İbrahim: "Var abi var ya, futbol hayatını bitiririm diyor", Yusuf: "Neye istinaden söyleyecek kim biliyorki bunu", İbrahim: "Ama hayırlı olsun diyorlar abi maç için diyorlar, maçı yenince almayacaklar böyle saçmalık mı var ya, kısaca onu söylüyorlar abi", Yusuf: "Bunu her takım bekler anladın mı", İbrahim: "Zaten öyle alacaklarsa almasınlar resmen şeymişiz gibi yani".


11.05.2011 günü saat:00.58’de İbrahim Akın’a, Yusuf Turanlı'nın gönderdiği mesajda;

"kesınlıkle gorcez benım ıcın cok rahat cunku ben ınandım adama:) yoksa harbı s..m onları turkıyeye rezıl ederım altına gıremezler" yazdığı, (tape:3550)


11.05.2011 günü saat:10.36’da İbrahim Akın’ın, Yusuf Turanlı'ya gönderdiği mesajda;

"la abi hocayla konustum mac icin baya hayirli dedi :) bence sen bizle gel :)"yazdığı, (tape:3551)


11.05.2011 günü saat:11.35’de Y. Turanlı'yı, Tayfur Havutçu'nun aradığı görüşme(tape:3427) :

Tayfur: "Ne yaptın geldin mi", Yusuf: "Uçak buldum da artık dönüşte bakacağız geliyorum yani", Tayfur: "Onlarda bu bu Hasagic oynamıyor mu ya, bir sorsana be", Yusuf: "Tamam hemen dönüyorum"


11.05.2011 günü saat:11.41’de Yusuf Turanlı'nın, Tayfur Havutçu'yu aradığı görüşme:

Yusuf: "Hocam hastaymış e ama daha durumu tam belli değilmiş, çocuklara sordum şimdi", Tayfur: "Anladım şey İskender", Yusuf: "Oynuyor, yani yalnızca oynuyor", Tayfur: "Tamam, oynasın", Yusuf: "He, haydi hocam görüşürüz (gülerek)", (tape:3428)


11.05.2011 günü saat:11.43’de Yusuf Turanlı'nın, İskender Alın'a gönderdiği mesajda;

"valla sen seneye ıbb den 1.5 trılyon alıcaksan oyna:) :) senı sevmeyen apo hocanla beraber" yazdığı, (tape:3429)


11.05.2011 günü saat:11.46’da Yusuf Turanlı'ya, İskender Alın'ın gönderdiği mesajda;

"hahahah sevmedigini kim soledi:)) cok seviomus beni:)) cok baski yapiosn bana ama boyle olmaz:)" yazdığı, (tape:3430)

11.05.2011 günü saat:11.47’de Yusuf Turanlı'nın, İskender Alın'a gönderdiği mesajda;

"relaxxxxxxx" yazdığı, (tape:3431)


11.05.2011 günü saat:11.49’da Yusuf Turanlı'ya, İskender Alın'ın gönderdiği mesajda;

"ozamn baska bastan soylesene sunu:))" yazdığı, (tape:3432)


11.05.2011 günü saat:11.50’de Yusuf Turanlı'nın, İskender Alın'a gönderdiği mesajda;

":) aynen aynen.ıboylada konus sıkmayın yaa ayıp olur adamlara ısı bıtırdım rakamda anlastık yenı takımımızla avrupaya gıdıcez:)" yazdığı, (tape:3433)


11.05.2011 günü saat:12.31’de İbrahim Akın’a, Yusuf Turanlı'nın gönderdiği mesajda;

" opuyorumm senı aslan kardesım haftasonu macımız cok onemlı:) :)" yazdığı, (tape:3552)


11.05.2011 günü saat:12.24’de İbrahim Akın’ı, x şahsın aradığı görüşme:

X: "Öbür tarafla tamam mı devam mı", İbrahim: "Transfer mevzusu mu hocam, bu maça yani böyle şey yap diyorlar bana yavaş oyna falan hani, gibisinden bende kabul etmiyorum onu", X: "Yani aynı benimde sıkıntılarım var öyle diyorlar, yani şey o biz olursak olur ha diyorlar", İbrahim: "Onun gibi birşey diyorlar işte hocam bende kabul etmiyorum olacaksa önceden alsalardı yani”, (tape:3553)




11.05.2011 günü saat:18.25’de Abdullah Başak’ın Yusuf Turanlı’yı aradığı görüşme(tape:3134) ;

Yusuf’un; Türkiye Kupası finalini Beşiktaş’ın almasını istediği, sebebini İBBsporu kastederek “…Öbür taraf alsınki aç olsunlar bunlar para parasız kalsınlar (gülüyor), ya hiç bilmiyorsun bu işleri ya” şeklinde açıkladığı.


12.05.2011 günü saat:03.24’de İbrahim Akın’ı , Yusuf Turanlı'nın aradığı görüşme:

Yusuf: "Havalimanında birşey oldu mu", İbrahim: "Yok ya hiçbirşey", Yusuf: "İyi tamam var mı bir şey", İbrahim: "Yarın görüşürüz”, (tape:3554)


12.05.2011 günü saat:13.55’de İbrahim Akın’ın, K.'ı aradığı görüşme:

İbrahim:"Olay olmuş herkes şey yapmış burnu kırıldı falan gazeteler arayan arayana, dün kavga edildi falan filan", K.: "Kavga oldumu ki", İbrahim: "Oldu da ben girmedimki kavgaya hiç", K.: "Abi ben seni gelir alırım o zaman Ataköy’den", İbrahim: "Onunla görüşmem lazım ya sonra bir Yusuf abiyle görüşeceğim bu transfer işi var ya, birde hediye atım var onu alacağım ondan sonra ararım ben seni gelir alırsın beni”, (tape:3555)


12.05.2011 günü saat:21.22’de İbrahim Akın’ın, x şahsı aradığı görüşme:

X: "Nasıl geçti maç, niye çıkardı seni", İbrahim: "Ben söyledim ya, Beşiktaş ile anlaştım ben 3 gün önce ya, onu şey yaptım işte sonra tabi gol atınca biraz karıştı, sonra şimdi böyle şey Tayfur hocayla konuştular işte şimdi", X: "Neyse sen bak keyfine”, (tape:3556)


16.05.2011 günü saat:11.48'de Yusuf Turanlı'nın, İskender Alın'ı aradığı görüşme:

Yusuf: "Ondan önceki kupa maçında onun için oynadın herşeyi yaptın", İskender: "O kim ya, ben kendim için", Yusuf: "Demin şeyle konuştum Cengiz abiyle Beşiktaş da, sorun yok Yusuf diyor yani 4’ünü de diyor alacağız diyor yani", İskender: "O zaman şeyi yapsınlar bitirsinler abi bende rahatlayayım", Yusuf: "Yok bugün maçları var ya onların”, (tape:3457)


21.05.2011 günü saat:22.36'da Yusuf Turanlı'nın, x şahsı aradığı görüşme:

X: "Karabük’e gidiyorum ben, Trabzon", Yusuf: "Selçuk diyor da hep ee neydi Ömer Güvenç, İbrahim Akın’ ı istiyorlar falan filan, İskender’den bahsetmiyorlar, o Serdar Adalı ile Cengiz Zülfikaroğlu yeni İstanbul’a indiler, İbrahim Akın ve İskender Alın’ı istiyormuşsunuz doğru mu desin, onu da sorsun onun ağzından alsın o lafı”, (tape:3470)


22.05.2011 günü saat:15.33'de Yusuf Turanlı'yı, İskender Alın'ın aradığı görüşme(tape:3471):

İskender: "İmzayı attıktan sonra diyecemki kupa maçında bilerek oynamadım oyundan çıktım (gülüyor)", Yusuf: "Havalimanına gidiyorum, birisi gelecek onu alacam" dediği tespit edilmiştir.


EYLEMLE İLGİLİ ŞÜPHELİ / TANIK İFADELERİ


Serdar Adalı kolluk ifadesinde;

2011 yılı Nisan ve Mayıs ayı içerisinde İbrahim Akın'ın transferi için girişimde bulunduğunu, ancak bu transferin şike amaçlı olmadığını, İbrahim Akın'ın kulübünün satmaktan vazgeçtiği için bu transferin gerçekleşmediğini, Yusuf Turanlı ile Bursa'da İbrahim Akın ve İskender Alın'ın transferi hakkında görüştüklerini, İbrahim Akın'a yarış atı vermediğini, bu konu hakkında bilgisinin olmadığını, İbrahim Akın ve İskender Alın'ın Tayfur Havutçu'nun hazırlamış olduğu transfer listesinde olduğunu beyan etmiştir.




Tayfur Havutçu Savcılık ifadesinde;

Kupa maçından bir birbuçuk ay kadar önce yönetimden İbrahim Akın ve İskender Alın'ın transfer edilmesini istediğini, Yusuf Turanlı'nın Serdar Adalı'ya ulaşamadığını, bu konuda yardım istediğini, bunun üzerine kendisinin Ahmet Ateş'e durumu söylediğini, Ahmet Ateş aracılığıyla görüşmenin gerçekleştiğini, daha sonra transferin gerçekleşmediğini beyan etmiştir.


Ahmet Ateş Savcılık ifadesinde;

Tayfur Havutçu'nun İbrahim Akın ve İskender Alın'ın transferi için Yusuf Turanlı ile görüşme ayarlamasını istediğini, kendisinin de kupa maçından 4 gün önce Bursa’da oynanacak karşılaşmanın kampında Yusuf Turanlı ile görüşme ayarladığını, daha sonra Serdar Adalı ve Yusuf Turanlı 'nın bir kere de İstanbul’da Adalı Holding’de görüşmelerini organize ettiğini, takas ve transfer bedeli konusunda anlaşamadıkları için transferin gerçekleşmediğini beyan etmiştir.

İbrahim Akın Savcılık ifadesinde;

Ben Serdar Adalı'yı Beşiktaş camiasından önce tanırım. Gençliğimden beri atlara düşkünlüğüm vardır. Onun da çok atı olduğu için öyle tanışmıştık. Beşiktaş ile bir ay öncesinden transfer görüşmelerine başlamıştık. Tayfur hocanın beni istediğini menajerim Yusuf Turanlı söylemişti. Bu süreçte Serdar Adalı ile hiç görüşmedim. Serdar Adalı bana şike teklifinde bulunmadı. Yusuf Turanlı'ya Beşiktaş'a transfer olursam ayrıca Serdar Adalı'dan at istediğimi söyledim. Hatta atı bile araştırdım. Bir at ismi verdim. O da kabul ettiğini bana aktardı. Bütün atlar senin istediğini al tarzında bir şeyler söylemiş. Ancak bu görüşmeler menajerim aracılığı ile yapıldı. Ancak ben menajerimin Serdar Adalı ile görüştüğünü biliyordum. Bu maçta bana şike teklifinde bulunulmadı. Ben maçta oynadım. Golde attım. Ancak kulüp bana karşılık Holosko ve 5 milyon euro isteyince transfer işi olmadı. Bana kimse şike yapmam karşılığında transfer teklifinde bulunmadı. Bu iddia doğru değildir.

Şüpheliye Yusuf Turanlı ile yaptığı 04.05.2011 tarihli görüşme okundu, bu görüşmeden Tayfur Havutçu'nun kendisini ve İskender Alın'ı kupa maçından bir hafta önce irtibat kurarak transfer teklifinde bulunduğunun anlaşıldığı, kendisinin ise bu görüşmeleri bir ay önce yaptıklarını söylediği hatırlatıldı ve buna ilişkin 06.05.2011 ve devam eden günlerde yaptıkları görüşmeler okundu:

Bana ilk okuduğunuz görüşme Tayfur hocanın beni istediği ile ilgilidir. Zaten bu görüşmede de kupa maçı öncesinde irtibat kurmaları nedeniyle yanlış anlaşılmaktan korktuğunu söylemiş, ben kupa maçında Beşiktaş'a bir gol atmıştım. Penaltılardan önce çıktığım için penaltı kullanmadım. Maç içinde de golü penaltıda atmıştım.

07.05.2011 günü Yusuf Turanlı beni aradığında benden kupa maçında kötü oynamamı istedi. Bende böyle davranmak istemiyordum. Apo diyerek hocamız Abdullah Avcı’yı kastedip kendisinin bu işe o kadar emek verdiğini söyledi. O da hocanın finale çıkmasından dolayı mutlu olduğunu, daha fazlasına gerek olmadığını söyledi. Kupayı Beşiktaş'ın almasını istiyordu. Sebebini bilmiyorum. Beşiktaş kupayı almazsa bende Beşiktaş'a transfer olursam Avrupa kupalarına gidemeyeceğimi ima etti.

09.05.2011 günü Yusuf ile yaptığım görüşmede geçen SODERONE ismi bir at ismidir Serdar Adalı 'dan transfer karşılığı bunu istiyordum. Ancak transferimiz olmadı.

09.05.2011 günü Yusuf ile yaptığımız mesajlaşmalarda yine benim bu müsabakada iyi oynamamam, kupayı Beşiktaş'ın alması, bu suretle Avrupa kupalarına gitmesi, benimde bir sonraki yıl Beşiktaş forması ile Avrupa kupalarında oynamamla ilgilidir.

Şüpheliye 09.05.2011 günü saat :20:39 da Yusuf Turanlı ile yaptığı görüşmeden oynayacakları kupa maçında kendisinden dolayı Beşiktaş'ın kupayı alamaması halinde transferinin sorun olacağını konuştukları hatırlatıldı:

Bu görüşmede hocanın çakmasından kastettiğim Beşiktaş'a transfer görüşmelerim nedeniyle o hafta mutluydum. Hocam bunu farketmişti. Sorduğunda bir şey demedim. Maçtan sonraki hafta söyledim. O da büyük takımda oynamamın iyi olacağını söyledi.

Ben kendisine "kupayı alırsak ne olacak" dediğimde, Yusuf "seninde bir alakası olmasın önemi yok yani" dediği, ben "ulan pas o hep o şey yapacağız ozaman pas mas yapacağız" dedim, burdan kastettiğim benim iyi oynamam sonucu Beşiktaş'ın yenilmesi durumunda transferimin olmayabileceğini kastediyor. Bende bunun için devamlı pas yapmamın doğru olacağını söylüyorum. Topu gezdirerek sonuca gitmektense orta sahada oynamamın daha iyi olacağını kastettim fakat top oynarken bunu hiç düşünmedim. O maç son derece iyi oynanmıştı. Bana seninle ilgisi olmasın derken Beşiktaş kupayı kaybederse de benim sonucu etkilemememin gerektiğini kastediyordu.

Bu maçtan önce Beşiktaş beni çok sıkıştırıyordu. Ben artık bundan rahatsız olmuştum. Çünkü bizim takımda yıl boyu sadece bu kupayı hedeflemişti. Benim bu kupa maçında iyi oynamamamı istiyorlardı. Transferi de getirip bunu bağlıyorlardı. Bağlantıyı hep Yusuf sağlıyordu. Ben bana okuduğunuz 09.05.2011 günü saat 17:14 de Yusuf Turanlı ile yaptığım görüşmede bu mevzuyu anlatıyordum.

Şüpheliye devam eden günlerde yaptığı görüşmeler okundu soruldu:

Yusuf Turanlı devamlı olarak kupa maçında iyi oynamamam için beni arayıp sıkıştırıyordu. Maçtan önce Beşiktaş ile anlaştım. mukavele imzalamadım. Yusuf Turanlı bana 2 milyon euro karşılığında anlaşıldığını söyledi. Bir milyonunu peşin alacaktım. Hocaya bunu maçtan sonra söyledim. Ayrıca Abdullah hocanın üzerimde çok emeği olduğunu bunun için çıkıp elimden geleceğini yapacağını söyledim. Beni hocanın kupa maçında çıkarma nedenini bilmiyorum.

Ben futbolcuyum bana yukarıda anlattığınız şike ve teşvik pirimi talepleri Yusuf Turanlı aracılığı ile yapıldı. Ben karşı takım yöneticilerinden veya aracılardan kimseyle muhatap olmadım. Yusuf Turanlı'nın kupa maçında kötü oynamam için kimlerle irtibat kurduğunu, neler konuştuğunu bilmiyorum. Benim yaptığım transfer görüşmeleri normal transferime ilişkindir. Kupa maçından önce bunun yoğunlaşma nedeni benim bu yıl performansımın artmasından kaynaklıdır. Ayrıca Galatasaray'ın da transfere yönelik talepleri vardı. Ayrıca Tayfur hoca futbolcu iken beraber oynamıştık. Birazda bu nedenle beni istiyordu. Nasıl futbolcu olduğumu biliyordu...Bana şimdiye kadarki futbol hayatımda 3 maç için bu yönde tekliflerde bulunuldu... Üçüncüsü bana sorduğunuz Beşiktaş kupa maçıydı. Ancak bunda şikeye dönük bir şeyler konuşulmadı sadece transfer mevzum konuşuldu. Bende aradan uzun zaman geçmişti pişman olmuştum. Beşiktaşa dönmek istiyordum. Bu amaçla bazı görüşmelerde bulundum.” demiştir.


İskender Alın Savcılık ifadesinde;

“...Normalde benim oynadığım mevkide Holosko oynuyordu. Holosko Beşiktaş'tan geldiği için yanılmıyorsam aralarında öyle anlaşma olduğundan Holosko maçta oynatılmadı. Nisan başı gibi Beşiktaş'tan bana Yusuf Turanlı aracılığı ile transfer teklifi geldi. Daha doğrusu Beşiktaş'ın beni takip ettiği, istediği söylendi, kupa maçından önce para mevzuu konuşuldu. Teklif edilince Beşiktaş'a seve seve gideceğimi söyledim. Yanılmıyorsam Tayfun hoca ile de konuşmuşlar ben konuşmadım. Bir buçuk trilyona senelik Beşiktaş'la anlaşıldığını söyledi. Daha sonra transferim olmadı. Niye olmadığını bilmiyorum. Kupa maçından sonra bir iki kez Yusuf Turanlı transfer mevzunu konuştu. Ancak bana resmi bir teklif gelmedi. Holosko'nun takası karşılığı kulüpler arasında bazı görüşmeler yapıldığı duydum. Ancak içeriğine ilişkin bir şey bilmiyorum.

Şüpheliye 04.05.2011 günü Yusuf Turanlı ile yaptığı görüşmede Yusuf'un "hoca aradı beni, Tayfur, ismini de, sadece yönetime söylemiş bu adamı kesinlikle istiyorum diye" dediği hatırlatıldı, bu görüşmeden kendisinin o gün transfer edilmesinin kararlaştırılıp planlandığının anlaşıldığı ancak kendisinin yukarıda Nisan ayı içerisinde transfer görüşmelerini başlandığını söylediği anımsatıldı, çelişki soruldu:

Ben Beşiktaş tarafından daha önce takip edildiğimi biliyordum. Ancak transfer teklifi maçtan önceki hafta geldi.

Şüpheliye İstanbul Sporda düzenli olarak her hafta oynayıp oynamadığı, bir yıl içerisinde kaç maça ilk 11 de çıktığı, kaç maçta 90 dakika oynadığı, milli takıma çağırılıp çağırılmadığı soruldu:

Hatırladığım kadarıyla geçen sezon 10-12 maçta sahaya ilk 11’de çıktım. Forvet oynuyorum. 3 lünün her mevkiinde oynuyorum. Yıl içinde 4- veya 5 maçı 90 dakika bitirdim. Milli takıma Genç ve Ümit Milli takım dahil hiç çağırılmadım.

Şüpheliye yıl içerisinde toplam 4-5 maç 90 dakika oynayabilen, 10-12 maç ilk 11’de sahaya çıkabilen bir futbolcuyu Beşiktaş'ın transfer etme teklifinin futbol dünyasında normal bir durum olup olmadığı, yıl içerisinde gösterdiği performansı nedeniyle kulübün bu yöndeki transfer teklifinin üstelik kupa maçından önceki hafta kendisine iletilmesinin iyi niyetli olup olmadığı soruldu:

Ben teklif ilk gelince inşallah dedim. Normal şartlarda benim performansındaki birini o yıl Beşiktaş'ın transfer etmesi, transferi düşünmesi uygun değildir. Yıl içerisindeki performansım bu kadar üst düzeyde değildi. Hem transfer teklifine inanmadım. Hemde sevindim. Ayrıca aldığım paranın iki katı teklif edildi. 850 bin TL alıyordum. Bana 1 milyon 500 bin teklif edildi. Yusuf Turanlı bana bir iki kez artık Beşiktaş'a gideceksin, kupa maçında fazla sıkma, relaks ol tarzında bir şeyler söyledi. Ayrıca seneye Beşiktaş'ta oynayacağımı, Beşiktaş kupayı alamasa Avrupa'da oynamayacağımı söyledi. Bana okuğudunuz görüşmeler doğrudur.

Ben takımda İbrahim Akın ile iyi anlaşıyordum. İbrahim'e de Beşiktaş'ın bu yönde teklifte bulunduğunu biliyordum. Menajerimiz ortaktı. Kayseri'ye kampa giderken İbrahim ile arabada arkalı önlü oturmuştuk. Burda da bu mevzu konuşuldu. Biz bu işte bu kadar futbolcunun emeği var, çıkar oynarız dedik. Ancak Yusuf Turanlı’ya öyle yansıtmadık. Talebini kabul etmiş gibi yansıttık. Maçta penaltıyı ben yaptırdım. Bir gol attım. Ofsayt diye verilmedi. Şike yapsam bu böyle olmazdı.

09.05.2011 günü Yusuf Turanlı'nın bana gönderdiği ilk mesaj bu taleplerini gösteren bir mesajdır. Artık transferimin bittiğini, yeni takımım olan Beşiktaş'ı düşünmem gerektiğini söylüyordu. Bu nedenle maçta fazla asılmamı istemiyordu. Ben kendisine bu işe çok inanmadığım için teyit etme amaçlı garantimi diye sordum. Oda bana garanti yaparım ben işimi şeklinde bana okuduğunuz ikinci ve üçüncü mesajı gönderdi. Üçüncü mesajda "adamlar gelecek şimdi yanıma konuşmaya, ben rahat olun dicem, ya garanti diyolar ya, yeni takım hocamız kırmayalım" derken tahminen yeni hocam olarak Tayfur Hocayla görüşeceğini söylüyordu. Ancak ben görüşüp görüşmediklerini bilmiyorum. Emniyette de dediğim gibi benim güzel oynamamamı, yeni takımım olacak Beşiktaş'ın hocasını üzmemem için gol atmamamı istediği görüşmedir. Ben yine emin değildim. Çünkü Tayfur hoca beni istese bile kendisinin hocalığı garanti değildi. Bu nedenle emin olamıyordum. O da bana hocalığının garanti olduğunu, takımda kalacağını, beni istediğini söyleyerek ona göre oynamamı benden istedi. 09.05.2011 günü yaptığımız mesajlaşmalar bu nedenle karşılıklı yapılmış mesajlaşmalardır. Ben kupayı alırsak başkanımızın vereceği pirimi kastederek para lazım mecbur atcam demiştim. O da ne kadar lazımsa söyle demişti. Ancak gol atmamam karşılığında net bir para teklif etmedi. Daha doğrusu para konuşulmadı.

09.05.2011 günü saat 20:27 de Yusuf Turanlı beni arayıp "anlaştım, bir buçuk trilyon tamam mı, tamam yani bitti " derken anlaşmanın bittiğini söyledi. Ibo'nun mevzusu tamam derken İbrahim Akın'ın da anlaştığını kastetmiştim.

10.05.2011 günü Yusuf Turanlı beni arayarak maçta kimlerin oynayacağını sordu, bende söyledim. Hiç bir şeyden huylanmadım. Daha sonra Tayfur Havuççu’yu ertesi gün arayarak bu bilgileri vermiş, bu görüşmesinde Tayfur hocaya benimle ilgili "oynuyor, yani yanlızca oynuyor" derken benim maçta kendimi fazla sıkmayacağımı kastederek hocadan rahat olmasını istiyor.

11.05.2011 günü Yusuf’la yaptığımız mesajlaşmalarda iyi oynarsam Beşiktaş'ın beni almayacağını vurgulayıp durdu. Ayrıca seneye İstanbul'da Abdullah Avcı Hocanla birlikte oynarsın, bir buçuk trilyon alırsın diyerek birazda şantaj yaptı. Çünkü İstanbul sporda bu paranın yarıya yakınını alıyordum. Ve devamlı oynamıyordum. Eğer transferim yatarsa tüm bunları kaybedeceğimi ima etti. Son mesajlardan anlaşılacağı üzere kendisini ısrarından vazgeçirmek için ve bana yaptığı baskıdan rahatsız olduğum için tamam diyerek teklifini kabul ettiğimi mesajla belirttim.

Maç 11.05.2011 günü oynandı. Ben penaltı yaptırdım. Golü İbrahim Akın attı. Uzatmalarda sakatlandım. Bir golüm ofsayt gerekçesiyle verilmedi. Penaltılar sırasında sahada yoktum.

22.05.2011 günü Yusuf Turanlı ile yaptığım görüşmede "imzayı attıktan sonra dicemki kupa maçında bilerek oynamadım oyundan çıktım" demem şaka amaçlıdır.

Bu görüşmelere rağmen Beşiktaş'tan kulübüme resmi bir teklif gelmedi, her hangi bir pazarlık yapılmadı. Fakat kupa maçından önce Yusuf Turanlı aracılığı ile benimle yoğun şekilde görüşmeler oldu...

Üzerime atılı şike eylemlerine konu maçlardan... Beşiktaş’ın kupa maçında, maç öncesi bana yoğun şekilde menajerim Yusuf Turanlı aracılığıyla transfer teklifi geldi. Bu maçta iyi oynamamam benden istendi. Daha sonra da transferime dönük bir gelişme olmadı. Benim amacım transferdi.” demiştir.


Yıldırım Demirören Savcılıkça alınan tanık ifadesinde;

“Ben 7 yıldır Beşiktaş Spor Kulüp başkanlığını görevini yürütürüm. 2010 yılında yönetim kurulunda değişiklik oldu, Serdar Adalı yönetime girdi ve As Başkan oldu. O dönemden beri Futbol komitesinin doğal olarak ta yapılacak transferlerin faaliyetlerini kendisi yürütüp koordine etti. Bizim kulüpte yerli futbolcuların alınması, seçilmesi sürecinde teknik direktörün teklifi çok önemlidir. Çünkü istemediği futbolcularla çalışma durumunda kaldığından ilerde sıkıntısıyla karşılaşılır. Geçen yıl Alman kökenli bir teknik direktörümüz vardı. 2011 Nisan başında kendisi ayrıldı. Yardımcılığı yapan ve daha önce de kulübümüzde futbol oynamış olan Tayfur Havutçu ile anlaştık. Başlangıçta sözleşme yapmadık. Bizim takımda yabancı kökenli çok sayıda futbolcu bulunur ve bunlar Avrupa çapında kalburüstü futbolculardır. Bu nedenle futbolcuların teknik direktörle uyumu, özellikle yabancı futbolcuların yerli teknik direktörle uyumu çok önemlidir. Uyumunu görmek açısından sezon sonuna kadar kendisiyle çalışmaya karar verdik. Aslında yabancı teknik direktörlerle çok sıkıntı yaşamıştık. Bu nedenle yerli teknik direktör istiyorduk. Kupayı aldıktan sonra da kendisi ile sözleşme imzaladık. Ben kulüp başkanlığı dışında aile olarak da yoğun işlerimiz olması nedeniyle özellikle son bir yıl kulüpte bu tür transfer işlemlerini fazla takip etmiyordum. Daha özellikli Avrupa çapında üst düzeyde futbolcu transfer durumu olursa devreye giriyordum. Kupa maçı öncesinde İBB'de oynayan İbrahim Akın ve İskender Alın isimli futbolculara kulübümüzden Serdar Adalı'nın ve teknik direktörümüzün transfer teklifinde bulunması olayından haberim yoktur. O dönem bu mevzu bana açılmadı. İbrahim Akın eski futbolcumuz olduğu için ayrıldıktan sonra da hemen hemen her yıl kulübe tekrar geri dönmesi gündeme gelen bir futbolcuydu. Ben İskender'i futbolcu olarak da bilmiyordum. Serdar Adalı ve Tayfur Havutçu'nun kendilerini transfer etme girişimlerinden haberdar değildim. Ancak transfere dönük girişimler belli bir aşamaya gelince bana bu hususta bilgi verilmesi söz konusu olurdu. Ben Yusuf Turanlı'yı geçmişte de tanırdım. Şu an futbolcu olarak isim veremem ancak futbolcularla yoğun tanışıklığı ve irtibatı olan ve menajerliğini yaptığı çok sayıda futbolcu bulunan birisiydi. Resmi menajerlik yapamamasına rağmen genelde futbolcular transfer sürecinde tanıdıkları bu tarz kişileri menajeri olarak takdim edip kendileri ile görüşülmesini istediklerinde doğal olarak bu şahıslarla görüşülürdü. Kulüpler bu şahıslara ödeme yaptıklarında bunu menajerlik ücreti olarak faturalandırırlardı. İbrahim Akın bizim kulüpten at yarışları ve kumar merakı yüzünden benim dönemimde gönderilmişti. Ben eğer transfer komitesi kendisi ile görüşüp anlaşsa bile kesinlikle almazdım. Kendi gönderdiğim futbolcumu, aynı şartlarda geri almamın hiç bir manası yoktur. Ben kendilerine dönük transfer girişimleri yapılırken ne kadar para teklif edildi, ne vaatlerde bulunuldu bilmiyorum. Bizim takımda hücum hattında daha çok yabancı futbolcular oynuyordu. 6+2 kuralı gereği takımda kaliteli yerli futbolculara ihtiyaç vardı. Bu nedenle iyi yerli futbolcu bulunduğu zaman transfere dönük girişimler olurdu. Ayrıca bazen aynı takımdan birbiriyle iyi anlaşan iki oyuncunun birlikte transfer edilmesi de söz konusu olabilir. Bu nedenle iyi anlaştığı düşünülerek İbrahim'in yanında İskender'e de transfer teklifi yapılmış olabilir. Ancak yukarıda da söyledim. Ben kesinlikle İbrahim Akın'ın transferine izin vermezdim. Ayrıca İskender'de tanıdığım, bildiğim, takip ettiğim bir futbolcu değildir. Fakat teknik direktör izlemiş ve inanmış olabilir. Bu hususta bilgim yoktur .yine kendilerine kupa maçı öncesinde transfer teklif edilmesi sürecinden de haberdar değilim. Ne Serdar Adalı nede teknik direktör Tayfur Havutçu bana bu girişimlerden ve bu düşüncelerinden bahsetmediler...” demiştir.


Göksel Gümüşdağ Savcılık ifadesinde;

”...Beşiktaş ile oynadığımız kupa finalinde Beşiktaş'lı yönetici Serdar Adalı ve hocası Tayfur Havutçu'nun futbolcularımıza dönük şike amaçlı transfer teklifinde bulunmalarını operasyon yapıldıktan sonra öğrendim. Bu maçtan önce kesinlikle ne İbrahim Akın'a nede İskender Alın'a yönelik transfer düşünceleri olduğunu ne bu isimler ne de Beşiktaş'tan kimse bana söylemedi. Ocak ayında Serdar Adalı ile Holosko'nun kiralık olarak kulübümüze transferi için görüşmüştük. Ancak bu görüşmede İbrahim mevzu açılmadı. Kupa finali 11 Mayıs’ta oynandı, biz bu maçı kaybettik. maç öncesinde Holosko'nun bizde asgari ücretle oynaması, parasının Beşiktaş tarafından ödenmesi, sırf yabancı kontenjanı boşaltılmak için kulüp tarafından futbolcunun gönderilmesi nedeniyle sezon sonu Beşiktaş'a döneceğinden bu futbolcunun maçta oynamasının etik olmayacağını düşünerek Abdullah hocayla da görüşüp futbolcunun oynamamasına karar verdik. Eğer bizde normal kiralık oynasaydı ve parasını biz ödeseydik oynatabilirdik. Ayrıca maç gecesi otele geldiğimde futbol şube sorumlumuz Kamil Dizar'ı çağırarak kaleci Hasagiç'in ve İbrahim Akın'ın durumunu sordum. Çünkü ikisi de maçın kaderini değiştirebilecek oyunculardı. Diğerlerini de sordum. "Takımın genel durumu iyi, Hasagiç grip gibi serum bağlı halde odada, İbrahim'in de durumu şöyle böyle fena değil" dedi. odaya çıktım, eşofmanlarımı giydim. Hasagiç'e geçmiş olsun dedim. Hasagiç'i maça hazırlayıp motive etmeye çalıştım. Ordan çıkıp odama geldim. Kamil Dizar'da İbrahim Akın'ı odama getirdi. "İbrahim bu maçı alacak yeteneğe sahipsin, Türkiye'yi sallayabilecek bir maç bu, final maçı, Allah yardımcın olsun" dedim. Ve Kamil beyin yanında kendisine iyi oynaması karşılığında 100.000 dolar (euro) pirim vereceğimi söyledim. Ayrıca kendisine attığı her 4 gol karşılığında 50.000 dolar pirim verileceği de sözleşmesinde açıkça belirtilmişti. Ben kulüp başkanlığı yaptığım dönemde 196 maça kulüp başkanı olarak çıktım. Bu maçların tamamında maçtan sonra soyunma odasına giderek maçın sonucuna göre ya tebrik ettim yada geçmiş olsun dedim. Yine pirimleri de maçtan sonra açıkladım. Zaten kendilerinin iç ve dış sahada alacakları galibiyetler karşılığında alacakları pirim önceden bellidir. Fakat bazı özel maçlara ilişkin çıkıp pirim verdiğimiz oluyordu. Başkanlık yaptığım dönemde sadece Beşiktaş kupa finali öncesinde; soyunma odasına girdim ve kupayı aldığımız takdirde kulübün kasasına girecek olan 3 buçuk milyon dolar paranın 1 milyon dolarını futbolculara pirim olarak dağıtıcağımı söyledim. Zaten eğer bu maçı alsaydık ilk defa böyle bir kupamız olacaktı. Avrupa’da mücadele edecektik. Futbolcular için büyük bir vitrin olacaktı. Herkesin gözü bu maçtaydı. Hoca için prestij olacaktı. Zaten böyle maçlara futbolcular kendiliğinden motive olurlar bizde ayrıca motive etmek istedik. Fakat gerek İbrahim Akın'a özel pirim vaat ederken gerekse takıma bir milyon dolar pirim vaat ederken ben Beşiktaş merkezde futbolculara herhangi bir şike girişiminden haberdar değildim. Bu tür final maçlarında olan bir şeydir. Yukarıda değindim. Kesinlikle maçtan önce Beşiktaş'tan bize ne resmi nede gayri resmi yollardan Serdar Adalı ve Tayfur Havutçu üzerinden İbrahim ve İskender'in transferine dönük bir talep olmadı. Ancak kamuoyunda ve basında İbrahim Akın'ın isminin büyük kulüplerle geçtiğini ve Beşiktaş ve Galatasaray içinde anıldığını duyuyordum. Bu maç oynandı. Aradan yaklaşık 20 gün geçti. 31 Mayıs veya 1 Haziran günü Merter'de bir arkadaşın iş yerinde otururken Serdar Adalı beni aradı. Kendisi ile daha önce görüşmüşlüğüm yoktur ve telefonu bende kayıtlı değildi. Telefonu açınca kendisini tanıttı. İbrahim Akın ile ilgili görüşmek istediğini, talip olduklarını söyledi. Ben Merter'de olduğumu, uzak olduğumu söyledim. O da Veli Efendi’de olduğunu, gelebileceğini söyledi. Yerimi tarif ettim. Geldi. Birlikte çay içtik. Yaşananlara arkadaşımda şahittir. İbrahim Akın'a talip olduklarını söyledi. Ben kendisi için bonservis bedeli istediğimi, Galatasaray'ın da kendisine talip olduğunu, takasa yanaşmayacağımı söyledim. O da bir bonvervis bedeli ödeyemeyiz, Holosko'yu size verelim. Bu şekilde anlaşalım dedi. Bende Holosko'nun bir yıllık kulüp tarafından ödenen rakamın bildiğim kadarıyla 1 milyon 800 bin euro olduğunu, böyle bir oyuncuyu takımda tutamayacağımı, bu rakama 6-7 oyuncu oynattığımı, hem bütçemi aşacağını hem takım içinde dengeleri bozacağını söyledim. Teklifini kabul etmedim. O sırada komuoyunda yansıdığı için İskender Alın'ı isteyip istemediklerini sordum. Tereddütte kalıp düşünmüyoruz dedi. Benim İbrahim Akın'a ilişkin görüşmem bundan ibarettir. Kesinlikle maçtan önce bir teklif gelmemiştir. bu hem etik olmazdı, hemde bana bu şekilde bir teklifte bulunmazdı. Gelen teklifte bu şekildedir. Bu maçta yapılmış bir şike eylemi varsa bundan bilgi sahibi olduğuma, rızam olduğuna, olaya dahil olduğuma, olay öncesi yaşananları bildiğime dair en ufak bir emare bulunsa yine futbol camiasından çekileceğim, kesinlikle asılsız bir iddiadır.” demiştir.


Tanık Fahri Tatan Savcılık ifadesinde;“...İbrahim Akın'a kupa final maçının hemen öncesinde Beşiktaş'tan transfer teklifi gelmişti. Bunu telefonda İbrahim bana söyledi. Hem iyi para teklif edildiğini, hem de transfer karşılığında Serdar Adalı'dan bir at alacağını söyledi. Tekrar büyük takıma döneceği için sevinçliydi. Bende kutladım. Ancak telefonu kapattıktan kısa bir süre sonra ben huylandım. Kendisini aradım. "İbo kupa maçı öncesinde transfer teklif edilmesi doğrumu, bu işte bir terslik olmasın, seni kandırıyor olabilirler mi" dedim, o da "doğru diyorsun" dedi, görüşmeyi sonlandırdık...Transferin niye olmadığını da bilmiyorum.” demiştir(Kl:66, Dizi:298).


EYLEMİN DEĞERLENDİRİLMESİ


11.05.2011 günü Kayseri’de Beşiktaş - İ.B.B Spor takımları arasında oynanan 49.Ziraat Türkiye Kupası final maçı öncesinde; Beşiktaş futbol takımının Süper Ligde iddiasız kaldığı ve kulübün hiç te alışılmadık bir biçimde Avrupa kupalarına katılamama riskinin bulunduğu, bu durumun taraftar, kulüp yönetimi ve tüm camia üzerinde aşırı baskı oluşturduğu, Tayfur Havutçu’nun; sezon ortasında Beşiktaş Spor Kulübüne Teknik Direktör olması ve başarılı olamaması halinde sezon sonu kendisiyle yapılan anlaşmanın yenilenmeyeceği/uzatılmayacağı düşüncesinin camia içerisinde konuşulduğu, Avrupa kupalarına katılabilmek ve takım üzerindeki baskının hafiflemesi için kupanın mutlaka ama mutlaka kazanılması gerektiği düşüncesiyle, şüpheliler tarafından; İBB li futbolcular İbrahim Akın ve İskender Alın’a; sezon sonunda Beşiktaş’a transfer edilecekleri ve maddi menfaat vaat edilerek oynanacak kupa maçında Beşiktaş'a karşı iyi oynamamalarının hedeflendiği, bu amaçla Beşiktaş Spor Klübü yönetim kurulu üyesi ve Asbaşkanı Serdal Adalı'nın yönlendirmesiyle teknik direktör Tayfur Havutçu'nun anılan futbolcuların menajeri Yusuf Turanlı ile irtibata geçtiği, Yusuf Turanlı'nın bu futbolculara teklifi ilettiği, Beşiktaş klübü stad sorumlusu Ahmet Ateş'in şahısları buluşturarak tarafların anlaşmalarına aracılık ettiği, tarafların müsabaka öncesi anlaştıkları üzere oynanan maçı Beşiktaş’ın kazandığı, bu şekilde hem sezon içerisinde kupa kazanılmış olduğu, hem de Avrupa kupalarına katılmaya hak kazanıldığı, şike karşılığında transfer vaadinde bulunulan ancak gerçekte transferi düşünülmeyen futbolcular İbrahim Akın ve İskender Alın’ın transferlerinin gerçekleştirilmediği, bu futbolculardan İskender’e transfer teklifinde dahi bulunulmadığı, anlaşılmıştır.

Rezalet

22 Kasım 2011 Salı




Galatasaray maçı sonrası, sahadaki oyun, eksikler konuşulacakken, VAN'da deprem sonrası çadırda kalan insanlarımızın dertlerine ortak olup aynı zamanda gündemde tutmak için yapılan 65. dakikaki GÜNDOGDU ve deplasman yasagı konuşulacakken, Engin-Melo ve daha çok Eboue konuşuldu ve konuşulmaya devam ediyor. Yapıldığı belli olmayan yapılmışsa da 3-5 kişinin yapmış olacağı yanlış bir eylemi, bu eylemler karşısında yıllarca en büyük tepkiyi koyan Beşiktaş Tribününe mal edenlerle uğraşıp, derdimizi anlatırken kendi kalemizden gol geldi.
Video'da BJK TV'de Manşet adlı programa konuk olan Burhan Akdağ'ın yorum yapılması pek zor sözleri var.
BJK TV'de bu tip hastalıklı düşünceye sahip bir yorum üzücü bir durum oldu.

dilimin ucunda........ nerden başlasam?

7 Ekim 2011 Cuma

kör karanlıkta açıyoruz paslı gözlerimizi, dilimizde sürekli bir küfür...
aklımızda sorular var!



insan, sahip olduğu sıfatı kullanmadan evvel o sıfatın yükünü kaldırabilmeli. bir insana "beşiktaş jimnastik kulubu yönetim kurulu başkanı" ünvanı veriliyorsa, o insan bu sıfatı kullandığı eylemlerin etkilerini, nedenlerini ve sonuçlarını düşünebilmeli.

"Başkanımız Yıldırım Demirören, Tenzile Erdoğan'ın vefatı dolayısıyla başsağlığı mesajı yayımladı:
Kıymetli Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın annesi Tenzile Erdoğan'ın vefatı beni, ailemi ve camiamızı derinden üzmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti'nin muasır medeniyetler seviyesine yükselmesi hedefinde büyük işler başaran, son yılların en büyük ekonomik yükselişinin mimarı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı bizlere armağan eden, vefakâr annelerimizden Tenzile Erdoğan'a Allah'tan rahmet, Erdoğan ailesine ve yakınlarına başsağlığı dilerim.
Yıldırım Demirören
Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Başkanı"


böyle buyurmuş sayın başkan, buyururken de bütün beşiktaş camiasının, mevcut iktidarı ve başbakanı hayranlıkla desteklediğini belirtmiş, muassır medeniyetler seviyesindeki ulu önderimizin ekonomimize nasıl mimarlık ettiğini buyurmuş. bütün camia adına...
sanmıyorum ki tek bir beşiktaş camiası mensubu, yıldırım demirören'i siyasi sözcüsü olarak seçmiş olsun.
kulüp başkanlığı seçimlerinde, seçim vaadi olarak siyasi fikirlerini ne şekilde öne sürdüğünü, seçilememesi halinde mevcut iktidarın kulübümüze sahip olacağını rakibinin babasının bakanlık ve iktidar deneyimleriyle irdelememiş miydi kendisi? yıldırım demirören değil miydi, "beni seçmezseniz bir bakanın evladı gelecek kulübün başına ve iktidar beşiktaşa sahip olacak" gibisinden laflar eden? o zaman denmemiş miydi, kişilerin siyasi görüşü ve yakınlığıyla beşiktaş kulübü başkanlığı aynı potada eritilmesin diye?
bir spor kulübü başkanı, nasıl olur da bir annenin vefatını kişisel çıkarları için kullanmaya çalışırken, bu spor kulübünü de emellerine alet eder?
şu yazılan satırlardan sonra, hiç kimse, yıldırım demirören'in yerinde olmak istemez. bu normal bir insanın kolay kolay kaldırabileceği bir utanç değil! başbakan'ın annesinin vefatı üzerine taziye mesajı yazarken işi hayranlığa ve başbakan sevgisine dökecek, böylece bir annenin cenazesi üzerinden bir çıkar elde etmeye çalışacaksın; yönetim kurulu başkanlığı yaptığın spor kulübünün camiasını buna alet edip, resmi imkanların vasıtasıyla namını yürütecek ve oturduğun koltuğu ayaklarınla kirleteceksin; mensubu olduğun camiayı çok büyük bir lekeyle kirleteceksin; kişisel karakterindeki zayıflığı aşikar edeceksin; ve bu yanlışların üzerinden saatler geçmesine rağmen halen bu yanlışlarla dolu taziye mesajı resmi sitede duracak, sen de bu yanlışlarla dolu başkanlığını sürdürmeye devam edeceksin? sanmıyorum ki, hiç bir insan böyle bir yükün, böyle bir utancın altından kolay kolay kalkabilsin!
daha fazla uzatmanın manası yok.
sayın başkanımız, ne kadar rezil olursak o kadar iyi olacağını düşünüyor. gün geçtikçe attığı her adımla beşiktaş'ımızın ismini kirletiyor.
ancak senelerdir istifa etmiyor, işin ilginç yanı bütün bunlara rağmen halen "büyük başkan" olarak anılabiliyor.
sevgi duvarı nasıl ki can yücel şiiriyse, kibar hırsızın türküsü de öyledir, ve der ki o şiirinde:
"sıçmışım ortalık yerinize
kıçımın fosforuyla aydınlanın siz artık"
bizler de o misal, sayın başkan sayesinde aydınlanıyoruz mütemadiyen!
YETER YILDIRIM DEMİRÖREN!!!

ps: sayın başbakan r.t.erdoğan'ın merhum annesine tanrıdan rahmet dileriz.

federasyonun birinde

18 Eylül 2011 Pazar

aziz nesin'in güzel bir hikayesidir: "memleketin birinde". aziz nesin hikayelerine taş çıkartıyor federasyonumuz, bir bir yaptıklarıyla yapmadıklarıyla. pek güldürüklü, pek temaşa.
gazetelerden giriyorlar mevzuya, sonra bir bakıyorsun kararlar alınmış, açıklamalar yapılmış! hoppala paşam, zeytinburnu sincan... evvel diyemem ama, birisi sanırım aklınca feci şakalar yapıyor. beni kimse bunların ciddi olduğuna inandıramaz!
bir sabah kalkıyorsun bakıyorsun ki memleketin gündeminde futbol camialarıyla ilgili tutuklama ve yargılama haberleri. akşamına federasyonun yetkilileri: "mevzu tamamiyle futbol dışı, galiba voleybolda sorunlar var, havalar önümüzdeki hafta 3-4 derece soğuyacak, buzlanma ve don olaylarına karşı güreşseverleri uyarıyoruz." şeklinde açıklamalar yapacak kıvamdalar... içmeyi bilmiyorsan, içmeyeceksin sayın abim! olay bu kadar basit...
bir sürü tantana, gürültü, ortalık dağılmış pazar yerleri, federasyon "ne olacak bu memleketin hali suat abi, bence tütünü yasaklayarak çok iyi etmiş padişahımız." kıvamına kaymış. akıntıya kürek çekmeyeceksin sandalcı, olay bu kadar basit...
ardından tepkiler gelince etkileniyorlar haliyle, içleri parçalayan havalardalar... seviyorsan gidip konuşacaksın bence, olay bu kadar basit...
bakıyorlar bu böyle olmuyor, şike almış başını yürümüş, federasyon da feci uyuyunca bir kulubun başkan adaylarından birisi, zoraki federasyon başkanlığı sürecinde feci hırpalanmış, o halde sistemi değiştirip playoff' u deneyesi geliyor bizimkilerin... zaten şike'ye karşı en etkili çözüm playoff sistemidir! playoff şikenin köküne şerbet suyu döker... bilmiyorsan kurcalamayacaksın sayın abim, olay bu kadar basit...
bu da kesmiyor, imaj zedelenmiş, alkollü araç kullanıldığı için polise verilen tomarla çorba, kestaneyi sağlam tutmaya yetmemiş, bari az daha kurcalayalım diyorlar. kur deyince akıllarına neden kadınlar ve çocuklar geliyor bilinmez ama bir şekilde imaj kurtarma çalışmalarına giriyorlar. batan gemiye ilk kadınları ve çocukları alarak şirinlik yapacaklar ama, öyle böyle değil, ellerine yüzlerine değil sadece, her taraflarına bulaşıyor... battı balık yan gitmeyecek sayın abim, balığın da azıcık haysiyeti olacak, olay bu kadar basit...

soralım evvela? hani belki aklımız yetmiyordur?
- bir ceza yeterli yaptırıma sahip değilse, ve değiştirilmesi gerekliyse, neden değiştirilir? daha etkili yaptırım uygulatmak için değil mi? peki kadınların ve çocukların oluşturduğu bir seyirci profili öncesine göre daha etkili ve caydırıcı bir ceza mıdır?
- kadınlar ve çocuklar neden bir cezalandırma yöntemi olarak öne sürülmektedirler?
- federasyon neden "TERSİNE AYRIMCILIK" barındıran uygulamaları hayata sokmaktadır?
- bu cezanın daha ileri safhası, kadınlardan oluşan takımları, çocuklardan oluşan hakemleri, yahut erkeklerden oluşan cesetleri mi öne sürmektir?
- kadınlar ve çocuklardan oluşan seyirciler cezai yaptırım gerektiren bir ihlalde bulunduğunda, diyelim ki toplu halde aşağılayıcı ve rencide edici tezahurat sürekli ve süreli olarak yapıldığında nasıl bir cezalandırma uygulanacaktır? bu defa da 80 yaşından küçük olanlar gelmesin mi denecek?

engellilerin, çocukların, kadınların, spora seyirci yönetici ve en önemlisi de sporcu olarak katılım sağlamasından daha güzel bir şey olamaz. bu hususta itirazımız olamaz, itirazı olanla da karşı karşıya seve seve geliriz. bu fikrin inatla birer savunucularıyız. ancak kadınların ve çocukların bir ceza-i yaptırım olarak kullanılmasına, yapmacık ve eğreti bir şekilde spora iliştirilmeye çalışılmasına kesinlikle anlam veremeyiz.
kadınlar ve çocuklar gerek izleyici gerek sporcu olarak bulunmalı, varolmalı, desteklenmelidir. bunun yöntemi federasyonun mevcut kararı ve uygulaması olamaz.
federasyonun mevcut karar ve uygulaması, bize sorarsanız, şakadan başka birşey olamaz.
çünkü federasyonun birinde, peşpeşe bu kadar hata yapılamaz... olsa olsa şakadır bu...

fahiş fiyata sahibinden az satılmış kombine

2 Ağustos 2011 Salı

2011-2012 sezonu futbol kombinelerinin satışındaki rakamların azlığıyla ilgili olarak basın yayın organları ile bazı internet adreslerinde asılsız haberler dolanmakta. bu haberlerin asılsızlığıyla ilgili olarak birçok taraftar sitesinde duyurular ve açıklamalar yapılmakta. ufacık azıcık ve kısık da olsa biz de ses verelim:
kombine kart satışlarının bu denli az olmasının sebebi kesinlikle ama kesinlikle fiyatlardır. ne yargı süreci ne de stadın inşasıyla ilgili durumların kombine satış rakamlarıyla ilgi ve alakası yoktur.
beşiktaş taraftarı hiçbir şekilde yargı sürecinin etkisiyle hareket etmez. sokakta top koşturan çocukları kaldırım kenarından destekleyen; iki taşı adımlayarak kale yapan çocukları taşlardan bir tanesinin arkasında izleyen; sokaktan havalanıp evinin camından içeri giren "metin" "feyyaz" "sergen" "quaresma" sesleriyle bile tezahurata duran taraftar, bu takım küme de düşse yine gider o kombineyi alır, bu takım maç yapmayacak da olsa gider nevzat demir tesislerindeki yerini alır, bu takım memleketin en ucra köşesinde oynayacak da olsa kombinesini alır.
kara günü de beyazı kadar içten yaşayan beşiktaş taraftarının turnusol kağıdı vardır. başka yerde şubesi yoktur. 3 maç kaybedince boş tribünlere oynayan takımların taraftarlarıyla bir tutulması yalandır, yanlıştır, etik ve ahlak dışıdır!
medyanın olayları bilerek veya bilmeyerek yanlış yorumlamasına karşıyız. elbet de karşı'lığımız kafalarını yaracak kadar terbiye dışı değildir. işlerini düzgün yapmasalar bile işlerini yapıyor olmalarına saygımız vardır, ancak işlerini düzgün yapmalarını temenni ederiz.
kombine satış rakamlarının az olmasının tek nedeni fiyatlardır.
eşek altında buzağı, buzağı altında sinek, sinek altında mikrop, mikrop altında renk aranmasın.
sukunetin çığlığını bilen beşiktaş taraftarına lütfen "iyi gün dostu" muamelesi yapılmasın. ayıp ya hu!
böyleyken böyle.
biz de açıkladık. eksik olmadık. eksik olmayalım aman!

fotoğraf

14 Temmuz 2011 Perşembe

ne söylesek, ne desek... ne yazıp ne çizsek... neyin fotoğrafını hangi objektiften yansıtabilsek... neyin hükmünü hangi delillerle verebilsek... keşke geçmişi görebilsek, keşke geleceği değil, geçmişi görebilsek, doğruyu yanlışı bir an evvel anlayabilsek...



siyah beyaz fotoğraflarda, tozlu raflarda, eski albümlerde; yağmurlu günlerde, alçak gönüllü; durgun sular gibi olabilsek...
şehrin karanlık sokaklarında, donu düşük çocukların yaptığı kağıttan gemiler gibi; gün batımlarında akşam vakitlerinde, ucuz şarap şişeleri gibi denizde, yüzebilsek...
biliyor musunuz?
biliyor musunuz, bir gün, bir yağmur sonrası, siyah beyaz bir fotoğraf... yerlerdeydi...
biliyor musunuz, işte o an, bir kıpırtı yüreklerimizde, ve iki damla yaş gözlerimizde... güneşli gözlerimizde...

olgunluk

12 Temmuz 2011 Salı

* en bilindik örnekle başlayalım, suç ve cezanın iki bilindik örneğiyle: adam öldürme ve idam. adam öldürürsünüz, bu sizi suçlu yapmaz, zanlı yapar. sonrasında yargılanırsınız ya suçlu bulunursunuz ya da aklanırsınız. cezası idamsa buna razısınızdır, cezası yoksa daha bir razısınızdır. ortada sürüyle zanlı varken hepsini suçlu ilan etmek fazlasıyla saçma ve hiç olgun bir davranış değil.
* gerçeklerle inandıklarınız örtüşmeyebilir. sizin inandığınız herşey gerçek olacak diye bir kaide maalesef bulunmamakta. şüpheleriniz sizi her zaman olgunlaştırmaz, ancak inandıklarınıza dair şüpheleriniz adım adım sizi kemale erdirir. bir kişinin suçuna dair inancınız olabilir ve hatta bundan emin bile olabilirsiniz, gayet doğal, ancak bundan dahi şüphe duyabilmelisiniz. "şüphesiz nasıl emin olunur" diye bir soru saçmadır. dialektiğin içine etmenin alemi yok.
* olayın bok'unu çıkartmakta üzerimize yok. eleştirirken mutluyuz, eleştirilirken saldırgan. hoş, eleştirirken saldırgan, eleştirilirken mutlu olsak bu da bozuk psikolojiye dalalet eder, ancak eleştiri ve saldırıyla saadet aramamak gerek.
* empati kabiliyet değil zorunluluktur. yoksunluğu ise insanlıktan çıkmaktır. kendi kurduğunuz tuzaklara düşebileceğinizi hesap ederek tuzaklar kurmamak, veya zaaflardan faydalanmamak lazım. empati yaparak kişilerin veya kurumların içine düştüğü durumları iyi inceleyebilmek lazım. bu esnada "ya sonra?" sorusu da önemli.
* "susarak haykırsak" diye başlayan bir yazı vardı. sanırım bir blogda okumuştum, şimdi referans veremeyeceğim. hakikaten de, susarak haykırsak? madem sesimiz gür, sukunetimiz daha bir gür olsa? hem çevreyi kirletmesek hem de biz kirlenmesek?
* temiz kalmak zor, üstelik pislikler zamane gereksinimi olarak algılanırken. ancak pisliğin başını çekmek çok daha zor, sonrasında hepsini kürekle yemek gerekir zira. güçlü olmak kolay, gücü elde etmek kolay; zor olan masumiyet, zor olan temiz kalabilmek.
* hırsızın elbet suçu vardır, ancak hırsızı hırsız diyerek linç etmek sizi daha fazla suçlu yapar ve suçluyu cezalandıracak kişi siz değilsinizdir. sosyal oluşumların yaptırımlarıyla yetinmek gerekir. içinize sinsin veya sinmesin...

kişisel olarak gündemdeki mevzularla ilgili fikrim yok, çünkü bilgim yok. gazetelerden ve insanlardan okuduklarım duyduklarım güvenebileceğim bilgiler olmadığı için bilgi sahibi olamıyor, bu nedenle bir fikir veya görüş de üretemiyorum. ancak insanların ve toplumun davranışlarından çıkarımlar yaparak olgunluğun çürüyüşünü izliyorum. kurumlar zaten çürümüştü, kişilerden başlayarak; şimdi çürüklerin kokusu çıkıyor. psikolojide güzel bir metafor vardır: "bir odada çöp kokusu varsa, o çöpün ağzını kapatarak o kokuya çare bulamazsınız. çözüm, çöpün odanın dışına çıkarılması ve odanın havalandırılmasıdır." uzun zamandır ortalıktaki kokunun nedenleri geç de olsa ortaya çıkartılmaya çalışılsa da ben bu çabanın samimiyetine inanmıyorum. acizane ve yanılgılarla dolu bir önsezidir muhtemelen.
gündemdeki mevzularla ilgili güzel bir mizahi örnek papazınçayırı'ndan gelmiş: "fenerbahçe küme düşecek diye polis devletine biat eden 12 beşiktaşlı, törenle tekrar anarşist oldu."
taş güzel, kafa güzel olunca, kanın rengi de ayrı bir kırmızı oluyor. fenerbahçe nefretiyle beşiktaş sevgisini ölçen kişilerin dikkatine.

dilek temenni kapanış:
olgunluk iyidir, güzeldir. olgun muyuz? şahsen değilsek de, olabilmek için uğraşmak da güzel...